Haydar Aliyev Avrasya Araştırmaları Merkezi

Avrasya Bülteni-Ocak ve Şubat Sayısı


Bu bültende Ocak ve Şubat ayının gündemleri ele alınacaktır. Bazı gündem maddeleri sitemizde analiz olarak paylaşılmıştır. Bunlar şu şekilde belirlenmiştir.

Bültenimiz aylık olarak yayına çıkarak bölge üzerine araştırma yapan ilgililerin dikkatine sunulacaktır.

ORTA ASYA’DA GENEL ELEKTRİK KESİNTİSİ

25 Ocak Salı günü Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’da sabah saatlerinde başlayıp akşama kadar devam eden elektrik kesintisi büyük şehirler başta olmak üzere çevre şehirleri de etkileyerek sosyal yaşamın aksamasına neden oldu. Birçok fabrika, iş yeri ve hane uzun süre elektriğe ulaşamadı ve hatta telekomünikasyon şebekeleri de bundan etkilendi.

Elektrik kesintisi için üç ülkeden yetkililerin oluşturduğu heyet çalışmaları başlatmış olsalar da kesintinin Kazakistan’da meydana gelen bir kaza sonucu gerçekleştiği belirtilmektedir.

Üç ülkenin de aynı gün bu kesintiyi yaşamasının sebebi ise CAPS (The Central Asian Power System) denilen Orta Asya Güç Sistemi’dir. 1960-70’li yıllarda kurulan bu sistem SSCB içinde Orta Asya ülkelerinin elektrik ağını birbirine bağlamaktaydı. SSCB’nin çöküşünden sonra Orta Asya ülkelerindeki sistem Rusya’dan izole edildi ve bağımsız şekilde çalışmaya devam etti. Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan’da bulunan toplam 83 güç ünitesini birbirine bağlayan bu sistem Orta Asya’nın enerji halkası olarak kabul edilmekteydi. CAPS’in elektriğinin %51’i Özbekistan, %13,8’i Kırgızistan, %9,1’i Kazakistan %15’i Tacikistan ve %10’u Türkmenistan tarafından tüketilmekteydi. Tacikistan ve Türkmenistan çeşitli siyasal nedenlerden dolayı ayrılmakla beraber Kazakistan’ın güney komşu ülkeleri bu sistemin içinde kalmaya devam ettiler.

Sistemin SSCB’den kalma olduğu için eski bir altyapıya sahiptir. Hem enerji arz güvenliğini sağlama hem de enerjiyi ulaştırmada bağlamında sıkıntı oluşturmaktadır. Bağımsız politikalar güden ülkelerden Türkmenistan kendi elektrik ağını geliştirerek, sistemden çıkmıştır. Böylece, kendi enerji ihtiyaç karşılamakta ve dağıtımını oluşturmuştur.

KIRGIZİSTAN-TACİKİSTAN SINIR SORUNU

Kırgızistan ile Tacikistan arasında süren sınır çatışmaları belirli aralıklarla tekrar etmektedir. 28 Ocak’ta meydana gelen çatışma ise geçen sene Nisan ayından beridir sakin olan bölgede tansiyon yeniden yükseltti. İki ülke haber kaynakları incelendiğinde her iki tarafın da çatışmanın başlama sebebi için birbirini suçlamaktadır. Çatışmalar her ne kadar sınır bölgelerinde çatışma olarak meydana gelse de, çatışmaların büyüme ihtimalini de taşımaktadır.  Çatışma ile beraber bölge köylerde tahliye işlemleri başlatılırken, Tacikistan tarafından iki ülkenin arasında imzalanan anlaşmalara aykırı havan toplarının kullanılması tansiyonu daha da yükseltti. Yeel kaynaklara göre 4 Kırgız ve 13 Tacik askeri çatışma esnasında yaralandı.

Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) olmak üzere bölge ülkeleri çatışmaların dinmesi temennisinde bulunurken iki ülke liderlerinin girişimi sonucu ateşkes ilan edildi. Kırgızistan Devlet Ulusal Güvenlik Komitesi (GKNB) Başkanı Kamçıbek Taşiyev ateşkese rağmen “Sınırdaki durumun sakin olduğunu söyleyemem, durum gergin. Ancak bir çatışmaya dönüşebileceğine dair de şimdilik bir işaret yok. Sınırların tanımlaması sorunu çözülmedikçe, her an çatışma çıkabilir, orada insanlar yaşıyor” diye konuştu.

Kırgızistan-Tacikistan sınır sorununun temeli SSCB dönemine dayanmaktadır. SSCB merkezi yönetiminin bölge ile ilgili planları ile yerel Komünist Parti nomenklatura arasındaki çekişme sonucu sınırlar üzerinde yapılan değişiklikler ve sınır belirleme sürecinde karışıklığı körükleyebilecek yöntemler kullanması SSCB çöküşünden sonra iki ülke arasında anklavların oluşmasına sebep oldu. Bu durum her ne kadar anlaşmalar çözüme kavuşturulmaya çalışılsa bile hala etkisini sürdürmektedir. Kırgızistan ve Tacikistan hariç diğer ülkeler kendi sınır sorunları konusunda anlaşmış görünmektedir. Fakat Kırgızistan ile Tacikistan arasında sınır anlaşmazlıkları gerek sınır boyunda gerekse anklav Voruh da devam etmektedir.

Her ne kadar liderlerin müdahil olması ile sorunlar bir süreliğine çözülse de, çözüm sürekli olamamakta, anlaşmazlıklar çatışmaya özellikle su kaynakları ile tarım arazileri çevresinde yoğunlaşmaktadır. Bundan dolayı bölgede barışın sağlanması için çok taraflı anlaşmaların yapılması gerekmektedir.

HİNDİSTAN-ORTA ASYA ZİRVESİ

Hindistan- Orta Asya ilişkilerinin 30. yılına denk gelen 27 Ocak’ta Hindistan Cumhuriyeti Başbakanı Shri Narendra Modi’nin girişimiyle düzenlenen zirveye, Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Kassym-Jomart Tokayev, Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Sadyr Japarov, Tacikistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Sadyr Japarov Sayın Emomali Rahmon, Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Gurbanguly Berdimuhamedov ve Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Shavkat Mirziyoyev çevrim içi olarak katıldı. Zirvenin sonunda Yeni Delhi Deklarasyonu imzalanarak hayata geçirilmesine karar verildi.

Deklarasyon ise aşağıdaki konuları içermektedir;

Hindistan-Orta Asya Zirvesi’nin iki yılda bir tekrarlanması ve Hindistan’da zirve sekreterliğini yürütecek Hindistan-Orta Asya Merkezi kurulması,
İş birliğinin geliştirilmesi maksadıyla Ticaret ve Kültür Bakanlıklarının ve Güvenlik Konseyi (terörizm, aşırıcılık ve radikalleşme temelinde) Sekreterlerinin de düzenli toplantılar düzenlemesi,
İş birliği alanlarının yasama organlarınında dahil edilmesi ve Hindistan-Orta Asya Parlamento Forumunun oluşturulması,
Pandemi süreci sonrasında Covid Aşı sertifikalarının karşılıklı olarak erken tanınması ve vatandaşların seyahatlerinin kolaylaştırılması,
Küresel sağlık sorunlarına karşı “Tek Dünya Tek Sağlık” söylemi çerçevesinde ayrım yapmaksızın iş birliğinde bulunulması,
Ulaşımın kolaylaştırılması için tüm ulaşım türlerinde aradaki bağlantıların güçlendirilmesi,
“Herkesin Desteği, Herkes için Kalkınma, Herkesin Güveni, Herkesin Çabaları” söylemi çerçevesinde bölgesel kalkınma, barış ve refahın sağlanması,
Hindistan’ın hibe yardımına dayalı sosyo-ekonomik kalkınma temelli yüksek etkiye sahip olan toplumsal kalkınama projelerinin (HICDP) uygulanması için mutabakat imzalanması,
Eğitim konusunda iş birliği sağlamak için Hindistan’ın ITEC ve ICCR çerçevesinde ortaklıkların kurulması ile yeterli eğitim alanı ve burs imkânının sağlanması,
Yüksek potansiyele sahip olabilecek ancak çok sınırlı olan ticaret kapasitesinin her alanda artırılması ve bu bağlamda iş birliklerinin geliştirilmesi için ilgili bakanlıkların yol haritası belirlenmesi,
Ülkeler arasındaki yatırımı artırmak için daha önce kurulmuş olan Hindistan-Orta Asya İş Konseyi’nin (ICABC) kullanılabilirliğinin artması için Hindistan-Orta Asya Yatırım Kulübü’nün kurulması,
Kara bağlantısının olmamasında dolayı bağlantı hatlarının oluşturuldu. Hindistan-Orta Asya Kuzey-Güney Ulaştırma Komisyonu bu bağlamda kuruldu. Bu hatta Hindistan’ın Çabahar eklenmesi ve Türkmenistan’ın Türkmenbaşı limanının düşünülmesi kararlaştırıldı. Bu bağlantı çalışmalarının da ülke egemenlik ve toprak bütünlüklerine saygı kapsamında şeffaflık, geniş katılımı, yerel öncelikler ve mali sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde devam etmesi,
TAPI doğalgaz boru hattı projesinin öneminin vurgulanması
Serbest dolaşım konularının ele alınması için Çabahar Limanı’nda Ortak Çalışma Grubu kurma önerisi,
Finans, yenilenebilir enerji, bilgi teknolojileri ve diğer ileri teknolojiler ile ilgili karşılıklı uzmanlaşmış kurumların iş birliği kurma ihtiyacına önem vererek bilgi iletişim teknolojilerinin geliştirilerek güvenlik tarafının güçlendirilmesi, BT çalışmalarını ve E-Yönetişimi artırmak amacıyla IT/ITES Görev Gücü kurulması,
Sağlık sektöründe iş birliğinin derinleştirilmesi,
Turizme ve kültürel (Film festivali, müzeler arası iş birliği vb.) alanlardaki iş birliğinin derinleştirilmesi ve özellikle Semerkant’ta 2023’te düzenlenecek Dünya Turizm Örgütü 25. Genel Kurulu’nun düzenlenmesine dikkat çekilmesi,
Savunma alanındaki iş birliği kapsamında ikili terörle mücadele tatbikatlarından dolayı memnuniyetler dile getirilerek bu tatbikatların bu tatbikatın ortak düzenlenmesi,
“Terörden Arındırılmış Bir Dünya” söylemiyle terörizmin ve tüm biçimlerinin kınanması ve uluslararası terörizme ilişkin BM kapsamlı sözleşmesinin erken kabul edilmesi çağrısında bulunarak bu bağlamda 2022 yılında Duşanbe’de “Terörizmin Finansmanıyla Mücadeleye İlişkin Duşanbe Süreci”nin düzenlenmesi,
Afganistan hususunda bölgesel bir konsensüs sağlanarak insan hak ve hürriyetlerinin sağlanması temelinde istikrarın ve barışın ülkede hakim olması için çalışmaların yapılması ve olabilecek tüm bağlantıların kullanılması,
BM ve diğer uluslararası organizasyonlara verilen önemin dile getirilerek Hindistan’ın daimi üyeliğine desteğin yinelenmesi,
Sürdürülebilir kalkınma için 2030 gündeminde yer alan üç boyutun (Ekonomik-Sosyal ve Çevresel-Dengeli ve Bütünleşik) uygulanmasına dair taahhütlerin teyit edilmesi,
İklim değişikliği ile mücadele çerçevesinde Paris Anlaşması’nın uygulanması çağrısında bulunulması,
Paris Anlaşması’nın en iyi şekilde uygulanabilirliğini sağlamak için “ Bir Güneş, Bir Dünya ve Bir Ağ” girişimi olan birbirine bağlı olan güneş enerjisi altyapısının geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapılması ve Orta Asya’nın ISA ve CDRI’ya katılması,
ŞİÖ’nün bölgesel iş birliğini ilerletmedeki rolünün altının çizilmesi,
Asya’da Etkileşim ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA)’nın önemine vurgu yapılarak uluslararası bir örgüte dönüşmesi için çabalanması.

Hindistan ve Orta Asya ülkelerinin birbirleri ile olan ilişkileri düşük seviyelerde devam etmektedir. Özellikle Afganistan’da Taliban’ın ABD karşısındaki başarısı sonrası Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerini geliştirme fırsatı bulan Hindistan, Afganistan temelinde iş birliği süreçlerini yoğunlaştırmaya da başlamıştır. Orta Asya Hindistan’ın siyasal ve ekonomik anlamda yeni fırsatlar oluşturabilecek bir bölge olmasının yanında enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’lık kısmını ithal eden Hindistan için önemli bölgesel bir ortak olabilecektir. Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPI) projesi bu bağlamda incelenmesi gereken projelerden biridir. Bunun yanında Çin’in bölgede artan etkinliği söz konusudur. Hindistan, Çin’in etkisini bu denli artırmasına karşı bir ülke olarak Orta Asya üzerindeki etkisini artırmaya çalışmaktadır.

Hindistan ile olan iş birliği Orta Asya devletleri için de tercih edilmektedir. Alternatif diplomatik kanalları açarak, bölgenin olabildiğinde herhangi bir gücün hegemonyası altında kalmasını istememektedirler. Aynı zamanda Hindistan, Orta Asya ülkelerinin dünyaya entegre edecek ve bir anlamda açılma kapısı olma özelliğini de taşımaktadır.

ALİ ŞİR NEVAİ’NİN DOĞUMUNUN 581. YILDÖNÜMÜ

Türk Dünyasının ve özellikle Özbekistan’ın milli değerlerinden olan Ali Şir Nevai’nin 581. doğum yıldönümü kutlandı. Asle Uygur olan ve Çağatay Türkçesi ile eserler veren Nevai, Hüseyin Baykara ile de medresede beraber okuduğu bir dönem geçirmiştir. Çok erken dönemlerde edebi eserler kaleme almaya başlayan Nevai, birçok önemli eser kaleme almıştır. Tüm eserleri incelemeye değer olmakla beraber Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun ve Muhakemetü’l-Lugateyn en bilinen eserleridir. Muhakemetü’l-Lugateyn adlı eserinde Fars dilini saray dili olarak kabul edildiği bir dönemde, Türk dilinin değerine vurgu yaparak ve edebiyat dili olarak oldukça saygıdeğer bir konuma gelmesi gerektiğini ileri sürerek iki dili karşılaştırmaktadır.

Ali Şir Nevai, eserlerinin dilinin anlaşılır olmasından dolayı Anadolu’dan Çin’e kadar bütün coğrafyalarda eserleri okunmaktadır. Türk Dilinin önde gelen değerlerinden olan Ali Şir Nevai Türkistan coğrafyasının ortak bir değeri olarak değilde özellikle SSCB dönemi tarihçileri tarafından etnik bir kimlik büründürülerek Özbek milli kimliğinin şekillenmesinde de önemli bir aktör olarak ön plana çıkmıştır. 3 Ocak 1501 tarihinde vefat eden Ali Şir Nevai tüm Türk coğrafyasında hala anılmakta ve saygı görmektedir.

RUSYA’DA GÖÇMENLER

Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı olan Alexander Bastrykin tarafından Putin’e göçmenlerle ilgili yapılan yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması için mektup gönderildi. Mektupta sebep olarak da, yerel halk ile göçmenler arasındaki anlaşmazlıkların, ileride kitlesel sokak çatışmalarına dönüşmesinin beklenmesi gerektiği bildirildi. Benzer şekilde, Rusya Milli Güvenlk Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev tarafından yapılan açıklamalara da bakıldığında etnik yerleşim yerlerinin suç yuvaları haline geldiği ve göçmen politikasında sıkılaştırma yapılması gerektiği ifade edildi.

Rusya’ya gelen göçmenlerin yaşadıkları alanlarda gettolaştıkları ve göçmen mahallesi kurduklarını mektupta ifade edilmektedir. Bununla beraber Rusya’da hizmet sektöründe varlığını sürdürenlerin çoğunun da hem işletmelerin daha az para vermelerinden, hem de Rus gençlerinin hizmet sektörünü fazla tercih etmemelerinden dolayı göçmenler tarafından doldurulmaktadır. Ülkelerinden Rusya’ya iş bulma ümidiyle giden göçmenler rüşvet ödemek zorunda bırakılmaktadır. Ayrıca gelen göçmenlerin Rusçayı iyi konuşamadığını ve sorun yaşamaktadırlar. Çalışma izinlerinin alınmasında Rusça sınavı zorunlu hale getirilmesi düşünülmektedir.

Devlet Başkanı Putin ise göçmenler ile ilgili sorunların hızlıca çözüm bulunması gerektiğini ifade ederek gelen göçmenlerin çoğunun Orta Asya kökenli olduğunu, bu toplulukların heterojen olduğunu ve genel olarak birbirleriyle çatıştığını söyledi. 2021’de Rusya’ya göçmen akışının 2020 yılına kıyasla üçte bir oranında artış gösterdiği de resmi belgelerden anlaşılmaktadır.

Orta Asya ülkelerinden Rusya’ya çalışmak için göçmen arasında Rusya’nın göçmenler aleyhine düzenlemeler yapması hoş karşılanmadı. Orta Asya ülkelerini arka bahçesi olarak tanımlayan ve hiyerarşik bir ilişki seviyesinde bölge ülkeleri üzerinden baskın politikalar uygulayan Rusya’nın gelen göçmenlere yönelik bu tavrı kendisine olan sempati düzeyini Orta Asya toplumları gözünde düşürecektir. Ukrayna ile olan savaştan sonra sonuç her ne olursa olsun ekonomik bir darbe yemiş olan Rusya’nın gücünün de göreceli olarak azalacağı bununla beraber Rusya da daha da otoriter bir rejimin hâkim olma ihtimali yüksektir. Böyle bir ortamda göçmenlere yönelik olumsuz tavırlar artaması beklenir. Çok uluslu federal bir devlet olarak Rusya Federasyonu’nun etnik gruplara yönelik hassasiyetlerin daha fazla olması ve uygulanacak politikaların daha aklıselim çerçevede düzenlenmesi gerekmektedir.

SERDAR BERDİMUHAMMEDOV

Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhammedov’un oğlu Serdar Berdimuhammedov 12 Mart’ta düzenlenecek olan seçimlerde aday olarak çıkacak. Türkmen lideri daha önce gelecek seçimlere katılmayacağını ve gençlerin önünü açmak istediğini söylemişti. Yerine kimin gelebileceği tartışmaları Türkmenistan Demokrat Partisi adayı olarak Serdar Berdimuhammedov aday olması ile son buldu. Türkmenistan Tarım Partisi tarafından Agacan Bekmuradov, Türkmenistan Sanayiciler ve Girişimciler Partisi tarafından aday gösterilen Babamurat Meredov ise Gurbankulu’dan sonraki dönem için adaylığını koyan diğer isimler oldu. Fakat bu adayların hemen hemen hiçbir şansı yok. Kısaca ifade etmek gerekirse, yapılacak seçimin sonucunun süpriz olmayacağı ve herhangi bir aksi bir durum gerçekleşmezse Serdar Berdimuhammedov’un Tükmenistan’ın yeni Devlet Başkanı olacağı aşikârdır.

Serdar Berdimuhammedov, babasının aksine daha sessiz ve halka önünde olmaktan çekinen bir karaktere sahip olmakla, devletin farklı bakanlıklarından görev yapmış, bir anlamda bugünkü pozisyonu için yetiştirilmiş biri olarak durmaktadır. Yabancı dil bilen, yurtdışı görevlerde de bulunmuş biri olarak, Türkmenistan’ın dış politikasında aktif olması beklenebilir. Ülkenin önemli sosyo-ekonomik problemleri bulunmaktadır. Bu problemlerin çözümünde, özellikle son dönemlerde ekonomik değeri artan hidrokarbon kaynaklarının sahip olması, sosyo-ekonomik sorunların çözülmesinde yeni lidere fırsatlar sağlayabilir.

HOCALI SOYKIRIMI’NIN 30. ANMA YILI

Hocalı Soykırımı’nın üzerinden 29 yıl geçti.

1988 yılında protestolar ve çatışmalar halinde başlayan Dağlık Karabağ bölgesinin statüsünün belirlenmesi için Ermenistan ve Azerbaycan arasında mücadele kısa sürede savaşa dönüştü. Şubat 1992 ayının başlarında, SSCB 366. Motorize Alayının ağır silahlı araçlarla Ermenileri desteklemesiyle Azeri güçlerinin Hocalı ve çevresinde dayanma gücü kalmamıştı. Sivil-asker ayrımı yapmaksızın önüne geleni öldüren işgalciler tarafından 26 Şubat 1992 tarihinde yapılan saldırılarda bölgedeki havaalanına en yakın ve en yoğun nüfuslu bölge olan Hocalı’ya saldırı gerçekleştirildi. Ermeni kuvvetleri, silahsız 613’ü kadın-erkek, yaşlı-çocuk demeden acımasızca katletmiş, 480’i yaralamış ve 1200 kadar Azerbaycan Türkünü de esir almıştır.

Azerbaycan Türkleri tarihinin en acı olaylarından birine olan Hocalı’daki bu trajedi “1949 Cenevre Sözleşmelerinin, Birleşmiş Milletlerin (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme, Çocuk Hakları Sözleşmesi” belirtilen şartları taşıdığı için Soykırım olarak tarif edilmektedir. Ermenilerin yaptığı Hocalo Soykırımı unutmamak, unutturmamak ve bütün dünyanında bu soykırımı bilmesi için her yıl anılmaktadır.

Eylül-Kasım 2021’deki bazı uzmanlara göre İkinci bazılarına göre Üçüncü Karabağ Savaşı’nda her ne kadar Ermenistan tarafından işgal edilmiş topraklar kurtarılarak Ermenistan üzerinde baskı oluşturulmuş olsa da acıların hiç dinmeyeceği görülmektedir. Bu vesile ile, Hocalı Soykırımı’nın 30’uncu sene-i devriyesine ithafen Türk dünyasının da dört bir yanında anma programı düzenlendi.

ÇİN-ORTA ASYA İLİŞKİLERİ’NİN 30. YILI

Çin Halk Cumhuriyeti, Doğu Türkistan’daki Türk Müslüman halklara yönelik politikaları sebebi ile uluslararası toplumun eleştiri oklarının çevrildiği bir ülke konumunda, Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği etmiştir. Olimpiyat açılışına katılan ülkelerin liderleri ile de Olimpiyat Diplomasisi olarak adlandırılan görüşmeleri de gerçekleşmiştir. Orta Asya ülkeleri devlet başkanlarının da katıldığı Olimpiyat açılışında, Çin Devlet Başkanı ile Şi Cinping ile Orta Asya ülkeleri liderleri ile bir araya geldi. 2022 aynı zamanda Çin ve Orta Asya ülkelerinin ilişkilerinin 30’uncu yılıdır. Bu kapsamda gerçekleştirilen zirvede ülkelerin ilişkileri görüşüldü.

Çin devlet başkanı Şi Cinping yaptığı konuşmada ilişkilerin gelişmesi için 5 önemli noktaya değinmiştir.

  • Komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi: Dostane ve samimi ilişkiler kurulmalı ve insan hakları ihlali bahanesiyle ülkelerin içişlerine karışılması engellenmelidir.
  • Ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi: Çin pazarının Orta Asya ülkelerine açılmaya hazırdır ve ülkeler arasındaki ticaret hacmi 2030’a kadar 70 milyar dolara kadar çıkmalıdır. Hedefin sağlanması adına Çin-Kırgızistan ve Özbekistan’dan geçecek olan Demiryolu projesi hızlandırılacaktır.
  • Güvenlik: Terörizm, radikalleşme, ayrılıkçılık ve siber tehditlerle mücadele noktasında iş birliği yapılmalıdır. Bu bağlamda bölgesel güvenlik ağı da güçlendirilmelidir. Afganistan ile alakalı da diyalog kapılarının açık tutulması gereklidir. Ülkenin terörizmden temizlenerek kapsayıcı bir hükümet kurulması için çalışılmalıdır.
  • Kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi: Kültürel değişimler medeniyetlerin zenginleşmesini sağlamaktadır. Bu kapsamda karşılıklı olarak kültür merkezleri açılmalıdır. Orta Asya ülkeleri de zengin turizm altyapıları ile Çinliler için önemli bir turizm merkezi haline gelmelidir. Konfüçyüs Enstitüleri çerçevesinde Orta Asya’dan gelecek öğrencilere 5 yıllık eğitim bursu verilecektir.
  • Sürdürülebilir kalkınma: Orta Asya ülkelerine 500 milyon dolarlık hibe sağlanarak sağlıktan tarıma çeşitli konularda seminerler de verilecektir.

Orta Asya ülkelerinin her biri Çin için büyük önem arz etmektedir. Aynı şekilde, Çin Orta Asya ülkeleri için hem siyasal ve hemse de ekonomik açıdan çok önemlidir. Bu ülkelerden biri de Kuşak Yol projesinden maksimum anlamda faydalanmaya çalışan Kırgızistan’dır. Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demiryolu hattı, iki ülke için de ulaşımın her yönden aktif olarak sağlanacağı bir hat olarak görülmektedir. Çin komşusu olan Kırgızistan hattı kullanarak batıya da açılmak istemektedir.

Çin’in bölgedeki diğer önemli ortağı Özbekistan’dır. Bölgede kalkınma hamlelerini devam ettiren ve bölgesel liderlik yolunda ilerleyen bir ülke olarak Kuşak Yol Projesi’nin ana ülkelerinden birisi olabiilir. Şi Cinping’in değindiği noktalara binaen “Entelektüel İpek Yolu” oluşturulmasını teklif edilmiş, Özbekistan bu anlamda tarihi ve medeniyet geçmişi olarak tarihi mirasının en büyük taşıyıcısı olarak önemli bir rol oynamaası beklenebilir. Gerekse Çin ve Özbekistan çeşitli alanlarda iş birliğinin sürdürülmesi ve derinleştirilmesini de desteklemiştir.

Tacikistan ise Çin ile olan ikili ilişkilerden memnuniyetini dile getirmiştir. Tacikistan ekonomisine yatırımlarıyla en fazla katkıyı yapan ülke olan Çin’dir. İki ülke arasındaki stratejik iş birliğinin artırılması gerektiği ifade edilmiştir.

Türkmenistan’da iki ülke arasında yapılan anlaşmalardan memnundur. Her ne kadar siyasi olarak aktif tarafsızlık ilkesini kabul etse de, ekonomik açıdan özellikle enerji ilişkileri bağlamında Çin’e bağımlıdır. Türkmenistan doğal gazının en büyük alıcısı Çin’dir. Türkmenistan mevcut koşullarda Çin pazarının alternatiflerini oluşturamadığı görülmektedir. Kuşak Yol Projesi’nin de bölgede oluşturabileceği etkileşimin hem bölgesel hem de küresel anlamda Çin-Türkmenistan ilişkilerine pozitif etkileri olacağını öne sürmektedir.

Kazakistan, Orta Asya ülkeleri içinde Çin ile uzun bir sınıra sahip, ekonomik ilişkilerini hem ticari ve hem de yatırım açısından derinleştirilmiş bir Orta Asya ülkesidir. Aralık 2021 sonu ve Ocak 2022 aylarında büyük çaplı gösterilerinin ve siyasal iktidarı devirme teşebbüsünün yaşandığı ve Kolletif Güvenlik Antlaşma Örgütü (KGAÖ) desteğiyle siyasal iktidari devirme teşebbüsünün bastırılmasında başarılı olan Kasım Cömert Tokayev liderliğindeki Kazakistan hükümeti ülkeyi siyasal olarak yeni bir inşa sürecini başlatmıştır. Hem siyasi hem de ekonomik olarak kendisini yenilemeye çalışan Kazakistan için de Çin ile olan ilişkiler önem arz etmektedir. Özellikle yeni dönemde istikrarın sağlanması adına Çin’in verdiği destek karşısındaki memnuniyet dile getirilmiştir. Karşılıklı ilişkilerin stratejik iş birlikleri noktasında daha da gelişmesi isteği dile getirilmiştir.

Çin’in yaptığı yatırımlar ve kredi destekleri Orta Asya ülkelerinin kalkınması için önemli ekonomik kaynaklar olsa da özellikle Kuşak Yol Projesiyle beraber bölgedeki etkinliği giderek artmaktadır. Rusya, Hindistan ve Türkiye gibi bölge ülkeleri Çin’in Orta Asya ülkeleri üzerinde artan siyasal ve ekonomik etkisini dikkatle takip etmektedirler. Bölgesel entegrasyon çalışmalarının üçüncü tarafların eksikliğinde başarısız olduğu bu coğrafyada Çin’in giderek artan ve bir anlamda önlemez bölgedeki etkinliğin dengeleyecek etkili alternatif müttefiklerin bulunması gerekmektedir. Ekonomik özgürlüklerinin Çin egemenliğine kaptırılması Orta Asya için yeni bir Sovyet’in farklı şekillerde ortaya çıkmasına sebep olabilir.

MOSKOVA BEYANNAMESİ

22 Şubat 2022’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Rusya Devlet Başkanı Vladimr Putin arasında “Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik Karşılıklı Faaliyet Hakkında Beyanname” Moskova’da imzalandı. Daha önce Türkiye ile Şuşa Beyannamesi adı altında imzalanan ile benzer maddeler olsa da genel olarak birbirlerinden farklıdır.

Beyanname incelendiğinde maddeler aşağıdaki gibidir.

İkili ilişkiler her iki tarafın halklarının çıkarlarına tam anlamıyla karşılayacak, bölgesel ve uluslararası güvenliği ve istikrarın temin edilmesi ve güçlendirilmesine ivme kazandırarak keyfiyetçe yeni, müttefiklik seviyesine yükseltilecektir.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin üye oldukları uluslararası ve bölgesel örgütlerde karşılıklı çıkarlarına hizmet eden konulara ilişkin karşılıklı faaliyet geliştirilecektir.
Tarafların Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) mekanına entegrasyon süreçlerinin geliştirilmesinde ilgili olduklarını ve gerekli çabaların gösterilmesinde Rusya Federasyonu’nun esas rolü dikkate alacaklardır.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki müttefiklik karşılıklı ilişkileri, iki ülkenin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve devlet sınırlarının dokunulmazlığına karşılıklı saygı, birbirilerinin iç işlerine karışmama, egemen eşitlik ve karşılıklı çıkar, uyuşmazlıkların barışçıl yolla ve kuvvet kullanmama veya kuvvet kullanma tehdidinde bulunmama ilkelerine sadık kalma esasında kurarlar.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti kendi milli çıkarlarının korunmasına yönelik bağımsız dış siyaset yürütürler.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti hem küresel, hem de bölgesel olmak üzere barışın güçlendirilmesi, istikrarın ve güvenliğin artırılması amacıyla karşılıklı faaliyet gösterirler. Taraflar uyuşmazlıkların önlenmesi ve düzenlenmesinde ve bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrara yönelik sorunların çözümünde BM’nin ve BM Güvenlik Konseyi’nin merkezi rolünün daha da güçlendirilmesine, AGİT’in konsensüsle kabul edilmiş belgelerinde tespit edilen amaç ve prensiplerin gerçekleştirilmesine özel önem verirler.
Taraflar Kafkas ve Hazar bölgelerinde istikrar ve güvenliğin temin edilmesi amacıyla dış siyaset faaliyeti alanında karşılıklı faaliyet gösterirler.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti, taraflarından birinin görüşüne göre barışa karşı tehlike doğurabilecek, barışı bozan veya Taraflardan birinin güvenlik çıkarlarına ekti eden durum oluştuğu, aynı zamanda bu tür bir durumun doğması tehdidi olduğu takdirde bu durumun düzeltilmesi amacıyla ertelenmeksizin gerekli görüşmelerin yürütülmesi hazırlıklarını ifade ederler.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti, taraflarından birinin görüşüne göre iki devletin stratejik ortaklığa ve müttefiklik ilişkilerin zarar verecek herhangi bir hareketten çekinirler.
Taraflar beyanlarının hükümlerinden kaynaklanan sonuçların çözümünde iş birliği yapacaklardır. Bölge devletleri arasında kalıcı barışın gerçekleşebilmesi için bölgesel ve uluslararası düzeyde bu iş birlikleri sürdürülecektir.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti kendi topraklarında örgütlerin ve kişilerin diğer Taraf devletin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşı yönelmiş faaliyetlerin karşısında kararlar alırlar.
Taraflar milli çıkarlarına cevap veren ve üçüncü ülkelere karşı yönelmeyen iki taraflı askeri-siyasi işbirliğini geliştirirler.
Taraflar Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin silahlı kuvvetleri arasında operasyon ve savaş hazırlığına yönelik birlikte aktivitelerin gerçekleştirilmesi de dâhil olmak üzere karşılık işbirliğini derinleştirecek, aynı zamanda iki taraflı askeri işbirliğinin diğer alanlarını da geliştireceklerdir.
Taraflar, ortak operasyonlar, muharebe eğitimi, askeri-teknik, silah ve askeri teçhizatın bakım, onarım ve modernizasyonu için hizmet gibi karşılıklı ilgi alanlarında işbirliği yapacaklardır.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti uluslararası terörizm, radikal ve ayrılıkçı tehditlere, ulus ötesi organize suça, silahların, uyuşturucu vasıtaların ve bu uyuşturucu vasıtalarının yasadışı ticaretine, insan ticareti ve bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki suçlara, aynı zaman da diğer yeni güvenlik çağırışlarına karşı mücadelede ve onların etkisizleştirilmesinde güçlerini birleştirirler. Bu bağlamda Taraflar bilgi paylaşımı ve belirtilen hukuka aykırı faaliyetlerin finans kaynaklarının belirlenmesi ve önlemesinde sık karşılıklı faaliyet gösterirler.
12 Ağustos 2018 tarihli Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında imzalanan Hazar Denizi’nin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme’de kabul edilen güven artırıcı önlemler Hazar bölgesinde güvenlik ve istikrarın korunması ve güçlendirilmesi çerçevesinde uygulanacaktır.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti, diğer Tarafın çıkarlarına doğrudan veya dolaylı olarak zarar veren herhangi bir ekonomik faaliyette bulunmaktan kaçınacaktır.
Taraflar, karşılıklı anlaşmalarda ulusal para birimlerinin kullanımını, banka kartlarının ortak hizmeti de dahil olmak üzere ödeme sistemlerinin uyumluluğunu ve iki ülkenin bankaları arasında doğrudan muhabir ilişkilerinin geliştirilmesini kolaylaştıracaktır.
Taraflar, kendi topraklarından geçen uluslararası ulaştırma koridorlarının güvenliğinin ve kesintisiz işleyişinin sağlanmasına yönelik olarak birbirlerinin çabalarını destekleyecekler ve ulusal mevzuat ve ikili anlaşmalar çerçevesinde birbirlerinin transit geçişi için elverişli koşullar oluşturacaklardır.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti, eşit ve karşılıklı fayda temelinde uluslararası enerji işbirliğini teşvik etmek ve küresel enerji güvenliğini güçlendirmek için birlikte yakın bir şekilde çalışacaklardır. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği ile ilgili de iş birliği için çalışmalar yapılacaktır.
Taraflar, nükleer enerjinin barışçıl kullanımında karşılıklı yarar sağlayan işbirliği geliştirme olasılığını değerlendireceklerdir.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında ortak projelerin geliştirilmesini destekleyecektir.
Taraflar, tarım ürünlerinin tedariki, tarım ürünlerinin üretiminde, işlenmesinde ve depolanmasında önde gelen teknolojilerin kullanılması ve ayrıca bitki sağlığı standartlarına uygunluk da dahil olmak üzere tarımsal sanayi kompleksi alanındaki deneyimlerin geliştirilmesini ve alışverişini teşvik edeceklerdir.
Taraflar, sağlık alanındaki ortak projelerin uygulanmasında işbirliğini geliştirecek ve ayrıca biyo-güvenlik alanında işbirliği fırsatlarını kullanacaklardır.
Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti, parlamentolar arası işbirliğini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Taraflar, Rusya Federasyonu ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki ekonomik, kültürel ve insani bağların genişletilmesine katkıda bulunacak diaspora kuruluşlarının faaliyetlerini ulusal mevzuat çerçevesinde teşvik etmek için adımlar atacaklardır.

Beyannamenin amaçlarına bakıldığı zaman ilk madde açıkça bunu ifade etmektedir. Bölgede, bölgesel güvenliğin ve istikrarın başta olmak üzere uluslararası güvenlik ve istikrarın temin edilmesi için iki ülke arasındaki ilişkilerin müttefiklik seviyesine çıkarılması hedeflenmiştir. Bu anlaşma Azerbaycan için Karabağ zaferi sonucunda alınan toprakların Rusya tarafından resmi olarak tanındığının da kanıtı olmuştur. Dış politikada Rusya’yı dengelemek için çeşitli yollara başvuran Azerbaycan, Rusya ile olan ilişkilerinde temkinli davranmaktadır.

Anlaşma her ne kadar makul gözükse de bazı çelişkili noktaların olduğu açıktır. Bunlardan en önemlisi de Azerbaycan ve Ermenistan arasında olası bir savaşta ne tarafın yanında olacağı bilinmemektedir. Bir taraftan Rusya ile Azerbaycan arasında imzalanan ilişkileri müttefiklik seviyesine taşıyan iki taraflı antlaşma, bir tarafta da Rusya’nın ve Ermenistan’ın üyesi olduğu Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü olduğu askeri ittifakının üye ülkelerinin başka devletler ile savaş durumu halinde birbirlerine yardım yapacağı ifade edilmesidir.

Yıldız (*) işareti olan alanlar zorunludur