Haydar Aliyev Avrasya Araştırmaları Merkezi

Rusya’nın Ukrayna Hamlesi


Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik hamlesinin çok katmanlı, boyutlu olduğu ve hamlenin gidişatına göre farklı hedefleri bulunduğu söylenebilir. Çok katmanlı çünkü hamle sadece Ukrayna’daki Donetsk ve Luhansk bölgelerindeki ayrılıkçıları desteklemek, ya da Ukrayna’da Rusya yanlısı bir rejimi başa geçirmek, veya NATO’nun Ukrayna ve Gürcistan’ı da içine alan genişleme ihtimaline taş koymak amacı ile yapılmadı. Bütün bunları da kapsayan, Putin liderliğindeki Rusya’nın uluslararası sistemde Sovyetler Birliği’nin sahip olduğu yere ve prestije sahip olmak istemesidir.

Rusya’nın hamlesi çok boyutlu, çünkü bu Rusya’nın Ukrayna saldırısı 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesi, hatta 2004 yılında Turuncu Devrim karşı Rus yanlı Ukraynalı siyasetçilere verdiği desteğe kadar götürülebilir. Saldırı sadece askeri kuvvet kullanarak değil, aynı zamanda siber saldırı, enerji kaynakların silah olarak kullanılması, hatta Temmuz 2021 yılında Putin’in yazdığı ifade edilen “Rusların ve Ukraynalıların Tarihsel Birliği” düşünsel olarak da Ukrayna denilen bir ulusun olmadığı, Ukraynalıların Rus olduğunun vurgulandığı ve tek bir devlet olunmasının ima edildiği yazı da Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik hamleleri olarak görülebilir. Nitekim Putin aynı yazı da Ukrayna’nın Rusya’dan uzaklaşması halinde neyle karşı karşıya kalacağı konusunda da uyarıda bulunmakta, bir anlamda Ukrayna’yı tehdit etmekteydi. Sonuç olarak, 24 Şubat günü Rusya üç koldan (doğudan, Kırım üzerinden güneyden, kuzeyden, hatta Belarus topraklarından) Ukrayna devletine karşı saldırıya geçti. Bu saldırı, Putin’in rasyonel, kararlı, stratejik hamleler yapan bir lider görüntüsüne aykırı, riskli, iyi planlanmamış izlenimi veren işgal teşebbüsü olarak görülmektedir.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik hamleleri birçok soruyu da akla getirmektedir. Bu soruların bazıların cevaplarını, Rusya’nın hamlesi ile aldık. Örneğin, Rusya Ukrayna’ya askeri olarak saldıracak mı? Bu soruya, Putin’i rasyonel lider görenler saldırmayacak sadece baskıyı artırarak, Avrupa devletleri ile ABD arasındaki politika farklılığını artırıp, istediğini almaya çalışacak diyen Rusya uzmanların çoğunluğu yanıldı. Fakat, Rusya’nın Ukrayna sınırına kuvvet yığdığını söyleyen başta İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ABD Başkanı Joe Biden ve diğer Anglo-Sakson yetkililer yanında, bu konu da emin olmayan, fakat olma ihtimalini düşünerek, sorunun çözümü için Moskova gidip Putin ile görüşen Fransa Cumhurbaşkanı Emannuel Macron, Almanya Başbakanı Olaf Scholz istediklerini alamadılar.

Alman Başbakan’ın Washington ziyareti, ABD’nin Almanya üzerinde baskı sonuç vermeyecek, Almanya Rusya’ya karşı sert yaptırımlar konusunda ayak süreyecektir. Ta ki, Rusya’nın askeri birliklerinin Ukrayna sınırı geçerek, ülkeyi işgal etmeye başlamalarına kadar. Rus askerinin Ukrayna’ya girmesi ile birlikte, Almanya tutumunu sertleştirecek, Kuzey Akım boru hattının açılışı durduracak, savunma harcamalarını İkinci Dünya Savaşından bugüne kadar görülmemiş biçimde artıracak, Rusya’ya karşı ağır ekonomik ve finansal yatırımları uygulamaya başlayacaktır. Böylece, Putin’in birbirleri ile çelişkili politikalar uygulamalarını umduğu batılı ülkeler bir arada kenetlenerek, bugüne kadar görülmemiş kapsamda ve boyutta Rusya’ya karşı yaptırımı beraber uygulamaya başladılar.

Rusya’nın hamlesini daha iyi analiz edebilmek için şu soruların cevaplarının aranması gerekmektedir. Rusya neden Şubat 2022’de bütün Ukrayna’ya karşı askeri saldırı başlatmıştır? Saldırı kararı nasıl alınmıştır? Bugüne kadar Rusya açısından istenen ve beklenen sonuçlar alınmış mıdır? Rusya’nın Ukrayna hamlesi ne zaman sona erebilir? Bu hamlenin Rusya, Ukrayna, Avrupa ve genel olarak dünya açısından hangi sonuçları beklenebilir? Bu sorulara kısa cevaplar ile açıklayalım.

Birinci soru, Rusya neden 23 Şubat 2022 tarihinde bütün Ukrayna’yı kapsayacak bir askeri saldırıya geçti? Putin ve Rusya’nın ileri gelenleri uzun zamandan beri Avrupa Birliği’nin ve özellikle de NATO’nun Rus sınırına doğru genişlemesine karşı idiler. Bu genişlemeye karşı olduklarını da 1990 yılların ikinci yarısından beri belirtmekteydiler. Ama özellikle de 2007 yılındaki Münih Güvenlik Konferansı’nda Putin bunu açık ve net bir şekilde dillendirdi. Ayrıca, 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası ABD’nin sivil toplumlar üzerinden gerçekleştirdiği renkli devrimlerden Rusya hoşnut değildi. 2004 yılında Ukrayna’daki iktidarın Turuncu Devrim sonucu el değiştirmesi de, Rusya’yı tedirgin ediyordu. NATO genişlemesi, devrimler Rusya’nın Batılı devletlerin Rusya hakkındaki politikaları konusunda şüpheleri de arttırdı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’in 2021 yılındaki çıkışları, NATO ve AB üye olma, Luhansk ve Donetsk bölgelerini geri alma gibi Rusya’yı kızdırdı. ABD’lerinde Joe Biden’ın Başkan seçilmesi, ve Bill Clinton ve Barack Obama dönemlerindeki Rusya ve Ukrayna uzmanlarının ve diplomatlarının (bunlardan Ukrayna kökenli olan Rusya’ya karşı şahin Victoria Nuland) ABD’nin Ukrayna konusunda Rusya’ya karşı daha sert tutum alacağının göstergesiydi. Putin’in hamle üstünlüğünü kaybetmemek için hareket etmeye itmiş olabilir.

İkinci soru, saldırı kararının nasıl alındığı konusunda da farklı açıklamalar söz konusudur. Rus liderliğinin atılacak adımlar konusunda alternatifler üzerinde çalıştıkları anlaşılmaktadır. Bu anlamda, Ukrayna ve Batılı devletler üzerinde baskı kurma adına 2021 yılı içinde Ukrayna sınırı yakınlarında büyük askeri yığınakların yapıldı ve tatbikatlar icra edildi. Fakat, işgal için harekete geçilmedi. Batı bloğu içerisinde Anglo-Sakson devletler (ABD ve İngiltere başta olmak üzere) ile Kıta Avrupası devletleri (başta Almanya ve Fransa) arasındaki çatlağın, anlaşmazlığın büyümesi beklendi. Zaten, Rus askerlerinin Ukrayna sınırını geçmeden iki gün önce yapılan herkese izlenebileceği şekilde kamuoyuna açık Rus Milli Güvenlik Konseyi toplantısında Rus karar verme mekanizmasının önde gelen üyelerinin Putin’in tam olarak ne yapmak istediğinden emin olmadıklarını, görüşlerini ifade ettiklerinde açıkca görülmektedir. Yani, işgal kararı tek bir kişi tarafından alınmış, diğer karar vericileri de sadece bunu uygulamak ve desteklemek düşmüştür.

Üçüncü soru olarak, işgal hareketinin gidişatı konusudur. Bu sorunun iki aşamalı cevabı vardır. Birinci aşaması bugün itibari ile Rusya’nın plandığı hedeflere ulaşamadığıdır. Bu anlamda beklentiler bu aşamada gerçekleşmemiştir. Beklentilerin gerçekleşmemesinde Rus ordusunun durumu, ve Ukrayna ordusu ve milislerin uyguladığı taktikte önemlidir. Fakat, savaşı planlayan kurmay akıl, savaş başlayınca karşı tarafın tutumuna göre planlarını da değiştirebilir. Ukrayna ordusunun ve halkının direnişi Rus planlayıcılarının da taktik değiştirmesine de sebep oldu. İkinci aşama, Rusya’nın devlet olarak, Rus ordusununda askeri güç olarak kapasitesinin büyüklüğüdür. Bu sebep ile, savaşın gidişatı Rusya’nın lehine de değişebilir. Ya da Ukrayna’nın dışarıdan alacağı desteğe göre de farklı sonuçlarda doğabilir.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri harekatın sona ermesi iki senaryoya bağlıdır. Birinci senaryo, Rusya’nın askeri olarak istediğini elde etmesidir. İkincisi de, Rusya’nın hamlesinin sonuçsuz kalması, her iki tarafından ağırlaşan sonuçlar karşısında sorunu en azından dondurmak ya da sona erdirmek için diplomasi yolu ile sorunu çözme konusunda anlaşmaları, savaş halinin sona erdirilmesidir.

Rusya açısından Rusya’nın hamlesinin şimdiden beklenmedik sonuçları söz konusudur. Batılı devletler Rusya’ya verilecek tepki konusunda bölünmek yerine bütünleştiklerini ve ekonomik ve finansman güçleri ile Rusya üzerinde baskı kurduklarını görmekteyiz. Bu Rusya ve Rus halkı üzerinde olumsuz ekonomik sonuçları olacaktır. Rusya’yı daha fazla Çin ile angaje etmektedir. Bir bakıma Çin’in küçük ortağı konuma itmektedir. Ekonomik durum sadece Rusya’da değil, Rusya ile yakın ekonomik bağları olan Sovyet sonrası ülkeleri de etkilemektedir.

Ukrayna açısından bölünme tehlikesi mevcuttur. Doğal olarak savaşın devam ettiği ülke olarak Ukrayna halkı ve ekonomisi en büyük zararı görmektedir. Şimdiden ,5 milyon Ukraynalı ülkeyi terk etmiştir. Rusya’nın bütün Ukrayna’yı ele geçirmesi durumda ise ülkenin daha otoriter bir yapıya dönüşebileceği de beklenebilir. Bütün Ukrayna’yı da işgal etse de, Ukrayna’da Rusya’nın tam hakimiyet kurması kolay olmayacaktır, belki de hiç olmayacaktır.

Rusya’nın Ukrayna hamlesi, başta Almanya olmak üzere, Avrupa ülkelerinin güvenlik konusunda ciddi adımlar atmasına sebep oldu. Almanya savunma harcamaları dramatik bir biçimde artırma kararı verdi. Daha önce düşünülemeyecek bazı ülkelerin (Finlandiya ve İsveç gibi) NATO üyelikleri gündeme geldi. Avrupa kolektif güvenliğin ne kadar önemli olduğunu bir anlamda idrak etti. Bu da, güvenlik konusunda Avrupa’daki aykırı sesleri cılızlaştırırken, Kuzey Atlantik ittifakının Avrupa için önem bir kez daha vurgulanmış oldu. Sonuç olarak da, Avrupa’da ABD’nin zayıflayan etkisinin tekrar güç kazandığı söylenebilir.   

Uluslararası sistem açısından Rusya’nın Ukrayna hamlesi, ABD’nin uluslararası sistemin başat gücü olarak Avrupa’da kolektif güvenliğinin sağlanmasında etkisi artırdı, NATO hakkında Avrupa kamuoyundaki şüpheleri kaldırdı. Rusya’nın konvansiyonel gücünün sınırları bir ölçüde görüldü. Putin’in Batılı devletlerinin savaşa müdahil olmaları durumunda nükleer tehditte bulunması, nükleer silahlarının uluslararası sistem içindeki değerini bir kez daha göstermiş oldu. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Rusya’nın Ukrayna hamlesinden memnun olmadığını, zamanlamasını doğru bulmadığını fakat yine de Rusya’ya daha yakın durduğunu ve olayların nasıl gelişeceğini gözlemlendiğini söyleyebiliriz. Zaman içinde Rusya’nın yeni şekillenen uluslararası sistemde tam olarak nerede duracağı ortaya çıkacaktır.

Sonuç olarak, yeni bir uluslararası sistemin ortaya çıkması beklendiği bir zaman dilimde, uluslararası sistemi tamamen değiştiren Dünya Savaşları olmasa bile, Rusya’nın Ukrayna hamlesi gibi hamleler, yeni sistemin nasıl şekil alacağının işaretlerini de verecektir.

Prof. Dr. Yaşar SARI

Yıldız (*) işareti olan alanlar zorunludur